''Fakat Bu Mantık Dışı Müzeyyen'' - Yiğit Güralp

''Fakat Bu Mantık Dışı Müzeyyen'' - Yiğit Güralp

“Star Trek” yani Türkiye'deki adıyla “Uzay Yolu”. Neredeyse 60 yıllık efsane. Dönem dönem TV kanalları, “Uzay Yolu'nun 1960’larda başlayan Kaptan Kirk'lü, Mr. Spock'lı ilk kadrosuyla çekilen bölümlerini yayınlıyor. Biz de “ne kadar çok bölümü var, ne kadar uzun yıllar sürmüş” diyoruz.

Oysa bu tam olarak doğru değil. Dizinin ilk TV yolculuğu yalnızca 3 sezon sürebildi ve bu son derece sancılı oldu.

NBC Televizyonu 1966'da, daha ilk sezonun ardından diziyi yayından kaldırmak istedi. Çünkü onlara göre, bu yeni konsept seyirciye yabancı gelmişti. Dizinin Yaratıcı Yapımcısı Gene Roddenberry ise diretti. Bütçeden ödün verdi ve dizinin arkasında durdu. Ve TV yöneticileri bir sezon daha şans verdiler.

Fakat 2. sezonun izlenme oranları da yerlerde sürününce dizi yayından kaldırıldı. Kıyamet de bundan sonra koptu. Dünya televizyon tarihinde ilk kez seyirci bir diziye sahip çıktı. Ülke genelinde kampanya başlatıldı. NBC binasına çuval çuval mektup gelmeye başladı.  

Sonunda NBC pes etti ve 3. sezona devam kararı almak zorunda kaldı. Ancak TV yöneticileri, seyirciyle adeta bir çocuk gibi kavga edercesine 3. sezonu inadına Birleşik Devletlerde insanların pek TV seyretmediği cuma gecesine aldı ve 3. sezon “Uzay Yolu”nun sonu oldu.

Ya da öyle sanıyorlardı.

Ekip seyirciye teşekkür etmek istiyordu. Özellikle “Mr. Spock” karakterine hayat veren Leonard Nimoy, bu efsanenin günümüze ulaşmasında en büyük paylardan birine sahipti. Dizi yayından kaldırıldığı andan itibaren Nimoy projeyi sahiplenen birkaç isimden biri oldu. 5 yıl sonra dizi, yetişkinler için animasyon TV dizisi olarak bir kez daha şansını denedi. Ama bu da yalnızca 13 bölüm sürebildi.

“Star Trek” bunca dayağı yerken, bir yandan da benzeri hikayelere toplumu alıştırıyor, bir anlamda türün önünü açıyordu. Nihayet 1977’de George Lucas’ın “Star Wars”, “Yıldız Savaşları” filmi sinemada büyük bir başarı elde etti ve bu başarı kaçınılmaz olarak “Uzay Yolu”nun sinema versiyonuyla geri dönüşünün de yolunu açtı.

TV’de yayından kaldırıldıktan tam 10 yıl sonra “Uzay Yolu” sinemaya taşındı. İlk film ilgi gördü. Bitti denilen dizi sinemada yeniden hayat buldu. 1990lara kadar 20 yılda 8 sinema filmi daha yapıldı ve bunların bir bölümünün senaryosunu ve yönetmenliğini Leonard Nemoy üstlendi.

Sonra bayrağı TVde ve sinemada yeni nesiller devraldı. Yeni nesil “Uzay Yolu” dizileri yapıldı. JJ. Abrams'ın devraldığı seri ise bugün sinemada halen yoluna devam ediyor.

Zamana yenik düşmeyen popüler kültür öğeleri hayatın pek çok alanının da esin kaynağıdır. Türkiye'de mizah bile uzay ile ilgili espri yaparken bu konuda en iyi ve belki tek bildiği içerikten yani “Uzay Yolu”ndan nasibini fazlasıyla aldı. Hulki Saner; Sadri Alışık'lı “Turist Ömer” serisinin son filmini bir “Uzay Yolu” parodisi olarak sinemaya uyarladı. “Turist Ömer Uzay Yolunda” filminde, dizinin ilk bölümü birebir hicvedildi.  

Mizah dergileri yıllarca Atılgan Gemisi ve tüm mürettebatı ile ilgili müthiş espriler yaptı. G.O.R.A. evreni yaratılırken en önemli motivasyon kaynağı yine aynıydı. Tüm bunlar “Uzay Yolu” dizisi yaklaşık atmış yıl önce TV ekranında boy göstermeseydi muhtemelen olmayacaktı. Fakat iş TV yapımcılarına kalsaydı “Uzay Yolu” çoktan tarihin derinliklerine gömülmüştü. 

Leonard Nimoy inatçı bir maratoncuydu ve hepimizin gönlünde mantığın belirleyici olduğu Vulkan gezegeninden gelen bir kahraman olarak taht kurdu. Mr Spock'ın her bölümde sıkça tekrarladığı meşhur sözü olan “Your logic is seriously flawed / Mantığınız ciddi anlamda kusurlu” ya da bizdeki dublajlarda dile geldiği haliyle “Fakat bu mantık dışı kaptan” sözünü bana kalırsa TV yöneticilerine de söyledi.

Mantık Mr. Spock için her şey demekti ve bunu gören mantıklı seyirci mantıksız TV yöneticilerine Nimoy ve arkadaşları ile birlikte şunu ispat etti: “Tüm dünyada algı eşiği yüksek, farklı ve nitelikli projelerin fenomen olabilmesi için belli bir süre ve şansa ihtiyacı var” TV yöneticileri yarım asırdır bunu yani işin mantığını hep ıskalıyorlar.

Bu yüzden sürekli tutmuş formülleri riske girmeden ısıtıp ısıtıp tekrarlıyorlar. Eğer risk alıp, “Türkiye’de gençlerin de büyük sorunları var” deyip “Sınav” filmini yapma mücadelesi vermeseydim, 5 liselinin hikayesini kimse izlemez denilen bu film sinemada büyük ilgi görmeseydi, son 15 yıldır TV’de boy boy gençlik projeleri de göremeyecektik. Ya da tüm ülke televizyonları, bizim kendi insanımızın hikayeleri bitmiş Güney Kore’den dizi uyarlarken, “içinde aşk yok kimse izlemez” denildiği halde “Ayla” filmini yapmak için ısrar etmeseydim, film halkın büyük sevgisiyle tanışmayacak, bu büyük başarı üzerine TV’de gerçek hikayeler üzerine kurulu diziler görmeye başlamayacaktık.

Birileri mantığını işletip, risk alıyor, büyük mücadele veriyor. Hayata yön veren de onlar oluyor. Kimisi de ya tutanın peşinden gidip furyacı oluyor, ya da hep sızlanıyor. Gençlerden yıllardır çok sayıda mail alıyorum. Üniversitelere gittiğim söyleşilerde de hep aynı serzenişle karşılaşıyorum. “Yiğit abi ne farklı fikirlerimiz var ama bize şans verilmiyor” diyorlar.

İşte “Uzay Yolu” hikayesini tam da bu yüzden anlattım. Kimseye şans verilmedi. “Uzay Yolu”na da verilmemişti. Bu yolda ısrarcı olmak ve mücadele vermek gerekiyor. Bu çok zor bir yol ve bunun için dirayetli olmak gerekiyor. Süngüsünü düşürüp, “ama ekmek parası” diyerek istemediği işler yapan insanların, “bize şans verilmiyor” diye serzenişte bulunması da bana pek mantıklı gelmiyor ve “ama bu mantık dışı Müzeyyen” dedirtiyor.

2010’lu yılların hemen başında, ülkenin en büyük yapımcısı ve önemli yönetmenlerinden biriyle 2030 yılında geçen bir sinema filmi projesi paylaşmıştım. Film toplumun ilişkileri ile ilgili bir distopya idi. Yapımcı ve yönetmen “bu dünyayı kurmanın çok masraflı olacağı” gerekçesiyle projeyi detaylıca dinlemediler bile.

Çünkü onlar için geleceği resmetmek demek 90’lı yıllar ve öncesindeki gibi, gökyüzünde otomobillerin uçtuğu bir dünyayı resmetmek demekti. Oysa ben böyle düşünmüyordum. Bunlar o yılların modasıydı. O yıllarda gelecek böyle görülüyor, böyle olacak zannediliyordu. Ben ise 2030’un dünyasının görsel olarak birkaç nüans dışında bugünden çok da farklı görünmeyeceğini, farklılıkların toplum ve davranışlar üzerinde görüleceğini düşünüyordum.

Birkaç yıl sonra, telefondaki yapay zeka uygulamasının sesiyle aşk yaşayan sıradan bir adamın hikayesi olan “Her” filmi yapıldı, büyük ilgi gördü. Bu filmde teknolojinin ilişkileri getirdiği nokta ile ilgili bir hikaye anlatıldı ve gökyüzünde otomobiller falan da uçmuyordu. Ardından “Black Mirror” serisi geldi ve o da hikayelerini bu mantıkla anlattı. Yani yine mantıklı olan kazandı.

Levent Kazak uzun yıllardır “Senaryo Stüdyosu” adını verdiği online bir platform hazırlığı içinde. Bu yılın sonunda açılıyor. İlk baştan beri benim de bu platformda olmamı istiyor. Ben de farklı bir yol düşündüm. Dijital platformlar için hazırlayacağım “Kollektif” adlı bir projeye bölüm hikayeleri arayacağımı duyuracağız. Yıllardır “bizim de bilim kurgu hikayelerimiz” var diyen gençlerin hayallerini görme, değerlendirme ve hayata geçirme şansımız olacak. Ama bunu elbette yine ayakları yere basan bir mantık çerçevesinde yapacağız. Keza teknolojik tabanlı bilim kurgunun bizim ülkemizde önemli inandırıcılık sorunları olduğuna inanıyorum. Ama bizim gibi toplumlar sosyolojik tabanlı distopyalar üretmekte son derece başarılı olabilirler. Sizin de böyle hayalleriniz varsa “Senaryo Stüdyosunda” tümüyle ücretsiz olarak katılabileceğiniz bu yolculuğa bir göz atabilirsiniz. Öncüllerimizin açtığı bu yolda genç kardeşlerimle birlikte akil ve mantıklı yeni taşlar döşeyebiliriz.

Tüm ustaları saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Sonsuzluk onlarla, mantık bizimle olsun. 

Yiğit Güralp'ın bu yazısı Masa Dergisi 11/2020 sayısında yayınlanmıştır.


Önerilen İçerikler
3 Ay MUBI Üyeliği Hediye
MUBI’nin özenle seçilmiş harika filmleri sonbahar ile birlikte Senaryo Stüdyosu’nda.
20 Eylül 2021
Macbeth'in Güncel Koordinatları-  Emine Ayhan
Shakespeare’in yaratımına yüzyılların gerisinden bakmak, şimdi göğün aynasında bize milyarlarca yıl öteden ışığını sunan çoktan sönmüş yıldızlara bakmaya benziyor...
02 Ocak 2021
''Fakat Bu Mantık Dışı Müzeyyen'' - Yiğit Güralp
Star Trek” yani Türkiye'deki adıyla “Uzay Yolu”. Neredeyse 60 yıllık efsane. Dönem dönem TV kanalları, “Uzay Yolu'nun 1960’larda başlayan Kaptan Kirk'lü, Mr. Spock'lı ilk kadrosuyla çekilen bölümlerini yayınlıyor...
12 Ocak 2021